“Koronavirüs ABD’de rekor düzeyde işsizliğe neden oldu”

Koronavirüs salgınının sağlık açısından yarattığı etkilerin yanı sıra ekonomik olarak da devletlere ağır bir faturası oldu. Dünya genelinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarıyla beraber başta hizmet sektörü olmak üzere birçok alanda ekonomik faaliyetlerin yavaşladığını belirten Öğr. Gör. Mehmet Başcıllar, “Salgından büyük şekilde etkilenen ABD’de Mart ayında işini kaybedenlerin oranı yüzde 4.4 iken Nisan ayında bu oran rekor düzeye ulaşarak yüzde 14.7 olarak gerçekleşti. Rakamlar Nisan ayında ABD’de 20.5 milyon insanın işini kaybettiğini gösteriyor” dedi.

“Koronavirüs ABD’de rekor düzeyde işsizliğe neden oldu”

“İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 13’E YÜKSELDİ, 2 MİLYON İŞSİZ”

Kanada için de salgın sürecinin iş gücü piyasası açısından hiç parlak görünmediğini ifade eden İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet Başcıllar, “Nisan döneminde işsizlik oranı Kanada’da yüzde 13’e yükseldi. Bu oran Nisan ayında Kanada’da yaklaşık 2 milyon insanın işsiz olduğu anlamına geliyor. Koronavirüs salgınının Türkiye’de iş gücü piyasasına etkilerini gösteren resmi raporların TÜİK tarafından Haziran-Temmuz aylarında açıklanması bekleniyor” diye konuştu.

“İŞSİZLİĞİN RUHSAL ETKİLERİ: DEPRESYON, STRES, ENDİŞE, İNTİHAR DÜŞÜNCESİ”

Başcıllar yaptığı değerlendirmede işsizliğin sadece ekonomik değil, psikolojik olarak da etkilerinin olduğunu belirterek şunları söyledi: “Her ne kadar işsizlik, sayılarla ya da grafiklerle ifade edilmeye çalışılsa da esasında her bireyin, ailenin ve hatta toplumun genelinin işsizlikten çok boyutlu bir biçimde etkilendiğini gözden kaçırmamız gerekiyor. Salgının küresel düzeyde verdiği tahribatı yakın dönemde bireylerin, ailelerin ve toplumun tüm kesimlerinin daha fazla hissetmeye başlayacağını değerlendiriyorum. Gelişmiş ülkelerde yükselen işsizlik oranları da bu görüşümü destekler nitelikte. Depresyon, stres, endişe, intihar düşüncesi işsizliğin ruhsal etkileri; aile içi şiddet, sosyal dışlanma, boşanma gibi konular da işsizliğin sosyal boyuttaki etkileri arasında yer alıyor. İşsizliğin yol açacağı psikososyal sorunlara yönelik sosyal politikaların şimdiden küresel ve ulusal düzeyde belirlenmesi gerekiyor.” 

“İŞSİZLERDE RUH SAĞLIĞI SORUNLARI YAYGIN”

Güney Kore, Bosna Hersek ve İtalya’da yapılan üç farklı araştırmada işsiz bireylerde ruh sağlığı sorunlarının anlamlı düzeyde daha yaygın görüldüğü bulunduğunu belirten Başcıllar, “Almanya’da yapılan bir başka araştırmada işsiz katılımcıların diğer katılımcılara göre daha fazla depresif semptomlar gösterdiği sonucuna ulaşıldı. İngiltere’de yapılan araştırmada işsiz nüfusta intihar oranın nüfusun geneline göre 5 kat daha fazla olduğu bulundu. Yine İngiltere’de yapılan bir başka araştırma, erkek istihdam oranındaki yüzde 1’lik artışın kadına yönelik fiziksel şiddeti yüzde 3 oranında azalttığını gösterdi. Türkiye’de ise TÜİK’in açıkladığı araştırma sonuçları, kadınların yüzde 42,6’sının erkeklerin ise yüzde 17,8’inin evin ekonomik olarak geçiminin sağlanamaması nedeniyle boşandıklarını gösteriyor” şeklinde konuştu.

PEKİ, NELER YAPILMALI?

Öğretim Görevlisi Başcıllar, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasının 49. Maddesi’nde çalışmanın bir hak olduğu, devletin çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye yönelik gerekli tedbirleri alacağı hükmüne yer veriliyor. Anayasada yer alan bu ilkelerin gerçekleşmesinde en önemli kurumumuz hiç şüphesiz Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıdır. Salgının ekonomik etkileri toplumun kırılgan grupları tarafından ne yazık ki daha ağır olarak hissediliyor. Bu çerçevede işsizliğin bireyler, aileler ve toplumun geneli üzerindeki psikolojik ve sosyal etkilerine duyarlı sosyal politikaların geliştirilmesi son derece önemli. Bakanlık, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri iş birliğinde, içerisinde sosyal hizmet uzmanlarının da yer aldığı ruh sağlığı profesyonelleriyle işsizlik alanında kapsamlı psikososyal hizmetler sunulması gerekiyor” diye konuştu.

Düzenlenme Tarihi: 20.05.2020